Başlık tam benim stilimdi, çok hoşuma gitti, Orpen* ‘den carbon copy yaptım. Tabi evveliyatında izin de aldım. Şu blogta resimler hariç başkasından tırtıkladığım tek şey oldu ve aslında hiç hoşuma gitmiyor bu durum. Düşündüm düşündüm fakat daha flamboyant bir title bulamadım. Bu yüzden şöyle bir çözüm öneriyorum: Ey Orpen ! Siz değiştirin başlığınızı. Nükleer başlıklı başka bir isim bulun yazınıza.. ;) Gördüğünüz gibi dağdan gelip bağdaki başlığı kovmaktan hiiiç imtina etmiyorum. Yüzsüzlük diz boyu..
Genelde başkasının yaptığı birhangi şeyi bırak taklid etmeyi, 9.15m barajı kurmadan yanından geçmem. Onu da geçtim, kendimi bile tekrar etmeme güdüsü tarafından dürtüklenmekteyim … bilmem farkettiniz mi ?… :)
Söylenecek tüm ciddi sözleri Orpen gayet kompakt bir uslupla ifade etmiş. Üzerine ahkam kesemicem. O gaddar şık anlatmış. Bana işin dalga geçim kısmı kalıyor haliyle. Ztn son yazılarda yeterince ciddi takıldım, hem kendime hem size ayar çekeyim. Kaskınızı takın bakalım :
Yazarken biraz daha accurate olmak için İK sitelerine girdim. Süslü işler aradım. Yada belki çok süslü işler aradım. Pek bulamadım..Hatta hiç bulamadım..Hayal kırıklığına uğradım…elime hiç malzeme geçmedi :/ :( :+ …. Yoksa, var yaaaa……!!!.. Ne umutlarla yazıya başlamıştım. Aç Artificial kendini blog ambarında zannedermiş. Hayalimdeki ‘cilalı kariyer’ postuyla birlikte bir kariyer sitesinde editörlük bile kapabilirdim belki.. Ama olmadı.. olamadıı…Kader ağlarını gene ördü. [Kader tavan arasındaki örümceğimin adı. Bir de abisi var: Kadir ] {not:tamamen yalan}
Şunları gördüm ;
1) Aynı işlerin birden fazla etiket ile anılması Türk iş ortamının standartlardan ne kadar uzak olduğunun bir göstergesi olabilir. Yani benzer ebatlardaki iki XYZ uzmanı, farklı şirketlerde farklı görevleri icra ediyor gibime geliyor. Ama ikisi de XYZ Uzmanı..
2) Bazı posizyon isimleri yarı ingilizce. Hadi ben bana mahsus bir alan olan blogum’da kullanıyorum , aklımdan geçeni arındırmadan yazıyorum, ama profesyonel yaşamda public’e (hele ekseriyeten ing. bilmeyen bir ahaliye) açık bir ortamda ingilizce de neyin nesi. Bu ne karizma, bu ne lahana turşusu. Hem şirketler hem çalışanlar cins cins sıfatların arkasına sığınmaya çalışıyolar. İyi de bu fotoşoplanmış görüntü sadece sektör dışındaki, barbar (yabancı) insanları etkileyebilir. Ve ilüzyon çok çok 2-3 iş ilişkisi endure eder, sonra söner. Boyalar dökülür, sıfatlar kaybolur. Eşeğe altın semer vurmuşlar, ah vatanım demiş…… Hihi…. deyimi yanlış bildiğimi sandınız dimi?.. Hyr, kandırdım bilakis…. Anladın sen onu..
Aranızda birazdan yorumlayacağım işleri yapanlar olabilir.
Niyetim kesinlikle onları aşağılamak değil …….. yerin dis-dibine geçirmektir !!!.. dermişim.. Ay pek bi şakacıyım bugün… Yok yok alınmayın siz gene de. Meşru işlerde emek harcayıp cebe indirdiğiniz kazancınıza şapka çıkartmaktayım (Sonra o şapkanın içinden tavşan çıkartmaktayım). Hele mesleğiniz hiç tanımadığınız ademoğullarının hayatını kolaylaştırıcı unsurlar içeriyorsa.. oohh ohh… ekmekli kaymak kadayıfı [her ne kadar bu tatlı bana birşey ifade etmese de, durumu anlamanız için, sizin için kullandım, just for you ;) ]
1) Müşteri temsilcisi & satış temsilcisi : Bunlar kardeş olmalılar. Müşteri temsilcisinin kimi temsil ettiği pek bi muallak. Şirketi müşteriye karşı mı, yoksa müşteriyi şirkete karşı mı? Turkcell’de bu pozisyonda çalışan bir arkadaşa aynısı sordum; “o an hangisi kolaysa onu temsil ediyorum” dedi. Kendisini yılın stratejisti seçiyoruz.. Satış temsilcisi ise tescil ettirdiği bir ürünü tecil ettirdiği askerliği yüzünden satamayabilir. Askerliğinizi yapın sonra ticarete atılın. Bu arada ben hala askere gitmedim, istemiyorum, vicdani retçiyim ve vicdanım çok rahat, çünkü reddettim. Vatan sevgisi yok, çocuk sevgisi çok.
Neden illa ki bi temsil olayına ihtiyaç duyuluyor orasını da anlamış değilim. Ben kimseyi temsil etmeden, özgürce, sırf kendi kimliğim üzerinden satmak istiyorum belki … Arti from Zzz Corp. deyince otomatik temsilci statüsüne bürünüyorum tamam da, bana ters..
3) Yönetici asistanı: Sekreterin afilisi. Bunları parlak bluzlu, vatkalı, fiyonk&süpürge saçlı, göz kapakları yeşil-mavi boyalı, kalıbı bozuk pantolonlu ve haliyle dişi patron yaverleri biçiminde tahayyül edebiliriz. Ama etmeyin isterseniz :).. Zarar vermeyin kendinize.. Rüyanızda gul-yabani formatında görürsünüz mörürsünüz, başıma iş açmayın… Aslında bana da bir tane lazım “personal asistant”lardan. Her türlü angaryayı üstüne yıkabileceğim maharetli biri. Amerika’da mevcut böyle tipler,ordan ithal mı etsem ajaba?!… Keşke biri doğum günümde hediye etse..
-Arti bak sana ne aldım ?!
-Ne aldın, ne aldınn !?
O sırada kocaman bir pasta içeri girer ve ben heyecanla mumları üfleyecekken içinden personal asistant’ım çıkar..Bir elinde ayna(defter), bir elinde cımbız(kalem).. umurunda mi ki dünyaaa (işi gücü benim angaryalarım çünkü)… Bay olmalı, vitrinlik olmalı, über-prezantabıl olmalı, askerliğini rambo olarak yapmış olmalı, geleceğe ait bir beklentisi olmamalı, yumurtalarım kapıya dayanınca road runner kadar cool ve gamsız ve anksiyete-free olmalı.
4) Ön saha satış elemanı: Benzin pompacısının polished versiyonu. Ön saha varsa arka saha da vardır. Arka sahada amatör lig futbolcular mı var acaba.. Ön sahadan kazanılan geliri arkadakilere mi akıtıyorlar ajaba.. Yahut patronlar esas saha çalışmalarına başlamadan evvel, bu vatandaşları akıncı birlik olarak mı salıveriyorlar.
5) Xxx uzmanı: Hep uzman aranıyor. Halbuki yeni mezun bir acemiyim ben.. O almassa işe, bu almassa işe nasıl azmanlaşıcam. Şirket politikalarındaki hata işte.. Bir uzman+bir çaylak almaları gerekli eğer İK sirkulasyonu fazlaysa. Sonra 2de1 yeni&hazır yetişmiş azman ara ara dur..
6) Satış mühendisi: İlan veren güzel kardeşim !! Satmanın mühendisi olmaz.. Pazarlamacı derler ona. Prof. gözükecem derken Kıroluk yapma.
7) İş geliştirme yöneticisi: Bu abimiz hem pazarlamacı, hem müdür hem de accountant karması bir mutant olmalı. Aynı zamanda çok uyanıktır. Taşı sıksa para çıkartır.. Ciğerinlerini bilirim (kararmış ve pörsümüştür çünkü sigara içebiliteleri fazladır)…
Eveeet, bir programın daha sonuna geldik. Yayında emeği geçen tek ben olduğum için kendime tşkkür ederim.